Bilgi Al

XVCX

İLETİŞİM FORMU

XVCX

  • Telefon:0536 576 66 66
  • Mail: bilgi@dratacan.com
  • Instagram: Dr. Ata Can
  • Adres: Dikilitaş Mahallesi, Hakkı Yeten Caddesi, No: 10/D Giriş Kat Oda:010 Beşiktaş/İstanbul
  • Adres Tarifi: Selenyum Twins konutları altı, Real AVM yanı.
    Geniş otoparkı mevcut olup hasta direkt klinik önünde indirilebilir.

İletişim Formu

    Kemik Yoğunluğu Ölçümü Nedir? Ne Zaman Yapılmalı?

    İskelet sistemimiz, vücudumuzun sadece taşıyıcı kolonu değil, aynı zamanda hayati organlarımızı koruyan ve hareket etmemizi sağlayan canlı bir dokudur. Gençlik yıllarımızda oldukça güçlü ve yoğun olan kemik yapımız, yaşın ilerlemesi, hormonal değişimler ve yaşam tarzı faktörleriyle birlikte zamanla bu gücünü kaybedebilir. Kemiklerin sessizce zayıflaması ve kırılgan hale gelmesi süreci olan osteoporoz, genellikle bir kırık meydana gelene kadar herhangi bir belirti vermez. İşte bu noktada kemik yoğunluğu ölçümü, “sessiz hırsız” olarak bilinen kemik erimesini erkenden tespit eden hayati bir koruma kalkanı olarak devreye girer.

    Ortopedi ve travmatoloji uzmanı Doç. Dr. Ata Can, kemik sağlığının korunması ve kırık risklerinin minimize edilmesi konusunda klinik pratiğinde koruyucu hekimliğe büyük önem vermektedir. Doç. Dr. Ata Can ve ekibi, özellikle risk grubundaki hastaların kemik kalitesini düzenli olarak takip ederek, ileride yaşanabilecek kalça, omurga veya bilek kırıklarının önüne geçmeyi hedeflemektedir. Bu yazıda, kemik yoğunluğu ölçümünün ne olduğunu, nasıl yapıldığını ve hangi dönemlerde bu taramanın yapılması gerektiğini tüm detaylarıyla ele alacağız.

    Kemik Yoğunluğu Ölçümü (DEXA) Nedir?

    Kemik yoğunluğu ölçümü, tıbbi adıyla Dual-Enerji X-Ray Absorpsiyometri (DEXA), kemiklerin mineral içeriğini ve gücünü ölçmek için kullanılan altın standart yöntemdir. Bu işlem, çok düşük dozda radyasyon kullanarak kemiklerdeki kalsiyum ve diğer minerallerin miktarını belirler. Genellikle omurga, kalça ve bazen ön kol gibi kırık riskinin en yüksek olduğu bölgelerden çekim yapılır.

    Bu yöntem, sadece kemik erimesi (osteoporoz) teşhisi koymakla kalmaz, aynı zamanda kemik kaybının derecesini belirleyerek gelecekteki kırık riskini sayısal verilerle ortaya koyar. Doç. Dr. Ata Can, bu ölçümlerden elde edilen “T-skoru” ve “Z-skoru” değerlerini analiz ederek, hastanın kemik sağlığını kendi yaş grubuyla ve sağlıklı genç yetişkinlerle kıyaslamaktadır.

    Kemik Yoğunluğu Ölçümü Neden Önemlidir?

    Kemik erimesi sinsidir; kemiklerin içi boşalırken dışarıdan bakıldığında herhangi bir ağrı veya şekil bozukluğu fark edilmez. Birçok hasta, kemiklerinin zayıf olduğunu maalesef basit bir düşme sonucu oluşan ağır bir kalça kırığıyla öğrenir. DEXA taraması sayesinde:

    Kemik erimesi süreci başlamadan önce kemik kütlesindeki azalma (osteopeni) tespit edilebilir.

    Mevcut kemik erimesinin şiddeti belirlenir.

    Uygulanan tedavilerin ve takviyelerin kemik üzerindeki etkisi takip edilir.

    Gelecekteki olası kırık riskleri hesaplanarak yaşam tarzı ve ilaç tedavisi planlanır.

    Doç. Dr. Ata Can ve ekibi, erken teşhis edilen kemik kaybının uygun tedavi ve egzersiz programlarıyla geri döndürülebildiğini veya en azından durdurulabildiğini vurgulamaktadır.

    Kemik Yoğunluğu Ölçümü Ne Zaman Yapılmalıdır?

    Kemik yoğunluğu taraması için herkesin aynı takvime uyması gerekmez; ancak bilimsel kılavuzlar ve klinik tecrübeler belirli dönemlerin kritik olduğunu göstermektedir.

    Kadınlar İçin Kritik Dönem: Menopoz

    Kadınlarda kemik sağlığını koruyan östrojen hormonu, menopozla birlikte keskin bir düşüş yaşar. Bu durum kemik yıkımını hızlandırır. 65 yaş ve üzerindeki tüm kadınların, risk faktörü olsun ya da olmasın, mutlaka bir kez kemik yoğunluğu ölçümü yaptırması önerilir. Eğer menopoza erken girilmişse veya ailede kemik erimesi öyküsü varsa, bu tarama 50 yaşından itibaren başlatılmalıdır.

    Erkeklerde Kemik Sağlığı Takibi

    Erkeklerde kemik erimesi kadınlara oranla daha geç başlasa da, 70 yaş ve üzerindeki erkeklerin tarama yaptırması tavsiye edilir. Özellikle testosteron seviyesinde düşüklük olan veya sigara ve alkol tüketimi yoğun olan erkeklerde bu yaş sınırı daha erkene çekilebilir.

    Kemik Yoğunluğu

    Risk Faktörleri Varsa Yaş Beklenmemeli

    Bazı durumlar kemik kaybını yaşa bakmaksızın tetikler. Şu durumlardan birine sahip olan bireylerin daha erken dönemde Doç. Dr. Ata Can ve ekibi ile görüşerek tarama planlaması yapması gerekir:

    Üç aydan uzun süre kortizonlu ilaç kullanımı.

    Boy kısalması (3-4 cm’den fazla) veya omurgada eğilme fark edilmesi.

    Basit bir çarpma veya düşme ile kemiğin kırılması.

    Diyabet, tiroid veya paratiroid hastalıkları gibi metabolik bozukluklar.

    Aşırı zayıflık (vücut kitle indeksinin düşük olması).

    Kanser tedavisi geçmişi.

    İşlem Nasıl Uygulanır ve Hazırlık Gerekir mi?

    Kemik yoğunluğu ölçümü, hastalar için oldukça konforlu, ağrısız ve hızlı bir işlemdir. Hasta, bir masaya uzanır ve tarayıcı kol vücudun üzerinde yavaşça hareket eder. İşlem genellikle 10 ila 20 dakika sürer. Hastanın soyunmasına gerek yoktur ancak metal fermuar veya düğme içermeyen rahat kıyafetler giyilmesi önerilir.

    İşlem öncesi özel bir hazırlığa gerek duyulmaz; ancak çekimden 24 saat önce kalsiyum takviyesi alınmaması sonucun doğruluğu açısından önemlidir. Doç. Dr. Ata Can, çekim sonrası çıkan raporu hastanın genel sağlık geçmişiyle birleştirerek yorumlamakta ve kişiye özel bir yol haritası çizmektedir.

    Sonuçların Yorumlanması: T-Skoru Ne Anlama Gelir?

    Ölçüm bittiğinde karşımıza çıkan T-skoru, hastanın kemik yoğunluğunu sağlıklı bir genç yetişkinin kemik yoğunluğuyla kıyaslar.

    0 ile -1 arası: Normal kabul edilir.

    -1 ile -2.5 arası: Osteopeni (kemik kütlesinde azalma) anlamına gelir; önlem alınmazsa osteoporoza ilerleyebilir.

    -2.5 ve altı: Osteoporoz (kemik erimesi) teşhisi konulur; tedavi gerektirir.

    Doç. Dr. Ata Can, T-skoru düşük olan hastalar için sadece ilaç değil, aynı zamanda kemikleri güçlendirecek beslenme önerileri ve özel egzersiz reçeteleri hazırlamaktadır.

    Kemik Sağlığını Korumak İçin Doç. Dr. Ata Can Önerileri

    Kemik yoğunluğu ölçümü bir sonuçtur; asıl hedef o sonucun her zaman iyi kalmasını sağlamaktır. Doç. Dr. Ata Can ve ekibi, kemik dostu bir yaşam için şu unsurları önceliklendirmektedir:

    Kalsiyum ve D Vitamini: Kemiklerin ham maddesi olan kalsiyumun emilimi için D vitamini şarttır. Güneş ışığından yararlanmak ve gerekirse uzman kontrolünde takviye almak hayati önem taşır.

    Ağırlık Taşıyıcı Egzersizler: Yürüyüş, hafif tempolu koşu ve direnç egzersizleri kemik hücrelerini uyararak yoğunluğun artmasını sağlar.

    Zararlı Alışkanlıklardan Uzak Durma: Sigara ve aşırı alkol tüketimi, kemik hücrelerinin ölümüne ve emilimin bozulmasına neden olur.

    Düzenli Takip: Özellikle risk grubundaysanız, taramalarınızı aksatmamak ve sonuçlara göre tedaviyi güncellemek kırıklardan korunmanın tek yoludur.

    Güçlü Kemikler Özgür Hareketler

    Kemik yoğunluğu ölçümü, geleceğinize yapacağınız en sessiz ama en önemli yatırımlardan biridir. Bir kalça kırığı yaşayıp hareket özgürlüğünüzü kaybetmeden önce, kemiklerinizin durumunu bilmek size süreci yönetme şansı verir. Erken teşhis ve uzman yaklaşımıyla osteoporozun etkilerinden korunmak mümkündür.

    2005 yılından bu yana ortopedi ve travmatoloji alanında uluslararası tecrübesiyle hizmet veren Doç. Dr. Ata Can ve profesyonel ekibi, kemik sağlığınızı en modern yöntemlerle takip etmektedir. Ezgi Gazi ve Hacer Sipahi’den oluşan deneyimli ekip, tarama sonrası rehabilitasyon ve takip süreçlerinde her zaman yanınızdadır. Eğer kemik sağlığınız hakkında endişeleriniz varsa veya tarama zamanınızın geldiğini düşünüyorsanız, profesyonel bir değerlendirme için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

    Scroll to Top